Sığınmak Ama Kime?

Eûzü”, sözlük anlamıyla “birine bağlı kalmak, sığınmak, yardım dilemek” anlamına gelir. Bunun bir başka ifâdesi de “istiâze” kelimesidir. Şüphesiz inanan bir insân için Allāh’a sığınmaktan daha güzel bir duygu/davranış olamaz. Ama bazen Allāh’ı unutan ve hakîkate sırtını dönen insânlar, Allāh yerine başka varlıklara sığınır ve onlardan yardım/medet beklerler. Halbuki bu varlıklar, sığınılacak en güvensiz “ankebut1 evleridir ve kendilerine sevgi ve dostlukla teslim olanları kullanıp mahvetmede çok yeteneklidirler.2 Allāh, Kur’ân’da iki âyette kendisine sığınmamızı bizden istemektedir. Bunlardan biri Nahl/98, diğeri ise Mü’minûn/97. âyetidir. Bu âyetlerin ilki içerik olarak çok hayret vericidir: “Kur’ân okuyacağın zaman, hemen o kovulmuş şeytâna karşı Allāh’a sığın.3 Âyete baktığımızda “Kur’ân okuyacağın zaman” ifâdesi ister istemez bizi düşündürmektedir. Çünkü Kur’ân’ın hiçbir yerinde yapacağımız bir eylemden dolayı Allāh’a sığınmamız bizden istemezken, sadece Kur’ân okurken bunun istenmesi çok anlamlıdır. Üstelik buradaki okuma için “kara’e” fiili kullanılmıştır ve “anlamak için okumaya” işâret eder. Bu fiil, “aktarmak ve ezberlemek için okumaya” işâret eden fiilden4 farklıdır.

Anlaşılıyor ki, “şeytândan Allāh’a sığınma” emrinin “Kur’ân’ı doğru anlamakla” doğrudan ilişkisi vardır. Bunun açık anlamı, Kur’ân’ı yanlış anlamaya sebep olan her tür görünür görünmez saptırıcıdan uzak kalmaktır. Başka bir deyişle insân, kendi nefsinde ve toplumsal çevresinde bulunan ve onu ahlâkî ilke ve endişelerinden koparıp Allāh’tan uzaklaştıran her türlü güç ve sâikin ayartmalarına, fısıltılarına karşı Allāh’ın mânevî desteğine sığınmalıdır. İblis’in faaliyete geçtiğinde kullandığı araçların genel adı olan şeytân, insânı sürekli eşyânın görünen yüzüne göre düşünmeye sevk eden bir varlıktır. Bu nedenle insân, kendini kuşatan ve kendisinin kuşattığı âlemin âyetlerini okurken Allāh’a sığınmalı yani bu âyetleri Allāh’a götürücü, Allāh’ı tanıtıcı, Allāh’ı bildirici bir gözle değerlendirmelidir. Aslında Allāh’a sığınmak, Tevhîdkelimesinin bir başka anlamıdır.

Sığınma ile ilgili ikinci âyet ise şöyledir: “De ki: Rabbim! Şeytânlar’ın tüm kışkırtmalarından/vesveselerinden sana sığınırım.5 Âyet diğer âyetten farklı olarak yalnızca şeytânların kışkırtmasından söz eder. Bu şeytânlara, insânın algısını körelten, aklını çelen, hakîkatten saptıran görünen ve görünmeyen tüm ayartıcılar dâhildir. Özellikle Nahl/98. âyette geçen “sığınma” bir emir fiilidir. Yani bu demektir ki, bu sığınmayı dil ile gerçekleştirmek yeterli değildir. Çünkü bir insân diliyle Allāh’a sığınırken, hâliyle/içiyle/özüyle bu sığınmanın gereğini yerine getirmeyebilir. Öylese buradaki sığınmadan kastedilen insânın Allāh’a her yönüyle, zâhiriyle bâtınıyla bir bütün olarak sığınması, yönelmesidir. Başka bir ifâdeyle işin ciddiyetini anlaması, kavraması, kendine gelmesi, kalbini Allāh’ın vahyine açması, bu vahiyle yenilenmesi/dirilmesi, adım atması demektir.

Yeryüzü sahnesi iyilerin olduğu kadar kötülerin de rol aldığı bir sahnedir. Bu ezelî senaryoda rolümüz gereği birçok görünür ve görünmez güçlerin kötülükleriyle karşılaşmamız doğaldır. Bütün bu olumsuzluklara karşı sığınacağımız tek varlık –oluş diyalektiğinin bir hikmeti olarak hayra da şerre de izin veren– Allāh’tır. Duâmız ise Hz. Peygamber’in şu sözü olmalıdır: “Allāh’ım! Senin gazabından hoşnutluğuna, cezândan bağışlayıcılığına, Senden Sana sığınırım.6

Özetle Allāh sığınmak demek: 1) Hz. Nûh gibi “bilmediğimiz şeyi istemekten7, 2) Hz. Yûsuf gibi “kendisine istekle yaklaşandan8, 3) Hz. Mûsâ gibi “âhirete inanmayan kibirlilerin düşmanlıklarından9, Hz. Muhammed gibi “hiçbir delile dayanmadan Allāh’ın âyetleri hakkında tartışanlardan10, Hz. Meryem gibi “beşer kılığından gördüğü melekten11 çekinmek/korkmak demektir.

İşte sığınmak ifâdesiyle başlayan “Nâs Sûresi” resmî diziliş sırasına göre Kur’ân’ın 114. ve son sûresidir. İniş sırasına göre ise de 21. sûresidir ve 6 âyetten meydana gelmiştir. Farklı düşünceler olsa da kanaatimiz bu sûrenin “Felâk Sûresi” ile birlikte Mekke’de indiği yönündedir. Bu sûre, âyetleri “nâs/insânlar” kelimesiyle bittiği için bu ismi almıştır. Sûrede önce nasıl bir Rabbe sığınacağımız, ardından da kimden sığınacağımız açıklanmaktadır.

Necmettin Şahinler

Yazarın Cin Bölmesi, (İnsan Yayınları, 2014) adlı kitabından alınmıştır.

  1. Halk arasında karadul da denilen dişi örümcek. ↩︎
  2. Ankebût/41. ↩︎
  3. Nahl/98: “Feizâ kara’te’l-kur’âne festeız billāhi mine’ş-şeytâni’r-racîm.↩︎
  4. Telâ” fiili. ↩︎
  5. Mü’minûn/97: “Ve kul Rabbi eûzü bike min hemezâti’ş-şeyâtîn.↩︎
  6. Müslim, Salât, 222, vd. ↩︎
  7. Hûd/47. ↩︎
  8. Yûsuf/23. ↩︎
  9. Duhân/20. ↩︎
  10. Mü’min/56; Fussilet/36. ↩︎
  11. Meryem/18. ↩︎

Paylaş

PAYLAŞ

E-bülten aboneliği