HASRET YILLARI
KİRPİKLERİME DİZDİM ŞU GEÇEN DOKUZ YILIAN BE AN UNUTMADIM HEPSİ BENDE SAYILINASIL BİR ÖZLEMDİR Kİ DERİNLEŞTİ GEÇTİKÇEYOKLUĞUNLA DAĞLANDI, KABUK TUTTU DEŞTİKÇE KADERİN SIRRI NEDİR, EY MELİK-İ MUKTEDİRSEVDİKLERİNİ ALDIN, KALBİMİZDE UKTEDİRBİLİNMEZ HİKMETİNİN, ZÂHİR OLAN ÇİLESİŞİKÂYET DEĞİL ASLA, HASRETİMİN DİZESİ DİNDİRMİYOR GÖNLÜMÜ MİHRİMAH’IN SEDÂSIUŞŞÂK, HİCAZ, BAYÂTÎ, BEŞ VAKİT’İN EDÂSIRÂYİHÂNI ARARIM HÜDÂYÎ SOKAĞI’NDA,BELKİ RASTLARIM DERİM, HAYÂLİMİN AĞINDA HACET […]
Ruhbâniyet Engizisyonu Kaçınılmaz Kılar
Kur’ân, Allah’a varmada “vesilelere” sarılmayı emreden bir kitaptır. Ama bu buyruğunu yerine getirme çizgisinden çıkarak vesileyi gaye hâline getirmeyi de hoş karşılamamıştır. Rûhsal yükselme hayatın içinde ve insânlarla yan yana gerçekleştirilecektir. Bunun aksi bir yola gidişi ifâden eden Ruhbâniyet işte bu yüzden makbul görülmemiştir. Ruhbâniyet, rahiplik yolunu seçenlerin ortaya koydukları hayat şeklinin adıdır. Kelimenin etimolojisi […]
HASRETİNLE DEMLENMEK
BİR MECMA’UL BAHREYN’Dİ, YAŞADIĞIN ÜSKÜDAR, KAPINDA NİCE CANLAR, HAKÎKATTEN HABERDAR, DOLUP TAŞARDI ODAN, MUHABBET VE FEYİZLE, ŞİMDİ HEPSİ YÜRÜYOR, ARDINDA KALAN İZLE. BİR MEKÂNIN ŞEREFİ, OTURANLA KAİMDİR, TAŞINDA TOPRAĞINDA, SIRLI İSMİ DÂİMDİR, VURMUŞTUR DAMGASINI, SEVENLERİN GÖNLÜNE, NAZARINI ALANLAR, KOLAY GELMEZ KENDİNE. NASIL ANLATSAM SENİ, GÖRMEYEN MUHİBBANA, KELİMELER YETER Mİ, YAŞANMAYAN O AN’A, BİR UMMANDIN SINIRSIZ, […]
Gerçek İncil Dört İncil’den Farklıdır
Kur’ân’da İncil kelimesi on iki yerde –daha çok Tevrat ile birlikte– geçer ve bu ilâhî vahyin Hz. Îsâ’ya gönderildiği vurgulanır: “Biz, Meryem oğlu Îsâ’yı, o [geçmiş peygamber]lerin izleri üzerinde Tevrat’tan (o güne) kalanın doğruluğunu tasdik edici olarak gönderdik. Biz, o’na, Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlara bir rehber ve bir öğüt olarak Tevrat’tan (o güne) kalanı […]
YOKLUĞUNA ALIŞMAK
BİR HASRET Kİ GİDİŞİN, DEMLENİYOR GEÇTİKÇE, VARLIĞINA SUSADIM, YUDUM YUDUM İÇTİKÇE. DİNDİREMEZ BU AŞKI, GERİDE KALAN YILLAR. ANILARINLA DOLU, ÜSKÜDAR’DA GEZDİKÇE. DOLDURAMAZ YERİNİ, TAKLİDE YAR OLANLAR, HAKKINI ÖDEYEMEZ, ZÂHİRE TAKILANLAR, HEZARFENDİN GÖRENE, SON DEVRİN EFENDİSİ, ŞİMDİ PİŞMAN ÇARESİZ, ARKANDAN YAKINANLAR. GÖLGEN BİLE YETERDİ, TEMKİN EHLİ OLMAYA, İLMİNDEN NASİPLENİP, KABINI DOLDURMAYA, NE VAR Kİ BİLİNMEMİŞ, ZAMANINDA […]
ISSIZLAŞMIŞ ÜSKÜDAR
Issızlaşmış Üsküdar martılar daha sessiz Doğancılar’ı sorma, artık geçilmez sensiz Olmasaydı sırtımda görünmez emânetin Bil ki adım atmazdım bu semte rahat emin Bazen erken gelirdik, ne mümkün basmak zile Dakikalar sayardık kapında bile bile Nasıl da heyecanla çıkardık merdivenden Ruhumuz kanatlanır, coşardık muhabbetten Geçen odana girdim her şey yerli yerinde Ama ne anlamı var, sen […]
İnsânları Rab Edinmek/Rabler Hegemonyası
Tevhid, ulûhiyete ortaklık kabul etmediği gibi “aracılığı” da kabul etmez. Çünkü varlığın gözbebeği olarak yaratılan insânın varlıktaki yeri için bir aracının söz konusu olması düşünülemez. Yine yaratılmışlar içerisinde Allah’a en yakın olan varlık insân olduğu gibi yaratıcı olarak insâna en yakın varlık da Allah’tır. Kur’ân bu gerçekliği bize şöyle hatırlatır: “Gerçek şu ki, insânı yaratan […]
BİR AYNA ARIYORUM
Bir ayna arıyorum; bana dost, yâr, can yoldaşı olacak. Bir ayna arıyorum; yaratılışımın inceliklerini bana gösterecek. Bir ayna arıyorum; cânımı cânına emanet edecek. Bir ayna arıyorum; özümü yüzünde seyredecek. Bir ayna arıyorum; nazarı, himmeti hep üzerimde gezecek. Bir ayna arıyorum; sırrımı âşikâr kılacak. Bir ayna arıyorum; beni ne eksik, ne fazla yansıtacak. Bir ayna arıyorum; […]
Cennetten Mahrum Olmak
Allah tarafından seçilmiş ve özel bir yaratılışla dünyâya getirilmiş bir insânı sırf babasız doğdu diye ulûhiyete ortak etmek, hattâ daha da ilerisi O’nu Allah ile özdeşleştirmek ve üstelik bunu amantülerinin mutlak inanılması gereken ilkeleri olarak tebliğ edip zorunlu kılmak acaba nasıl bir zihnin veyâ zihniyetin ürünüdür? Din demiyorum; çünkü Hz. Âdem’den Hz. Peygamber’e kadar tek […]
AŞKIN MEKTEBİ YOKTUR
Getirdiğim kokuları hâlâ duymadın mı cancağızım? Ya çıkardığım incileri… Daha takmadın mı kulağına? Bir de sözlerim vardı hani, yankı bulmayan yüreğinde… Daha ne kadar beklemek lâzım cancağızım? Kaç iklim geçmesi gerekiyor üzerinden, Kilitlerin çözülmesi, perdelerin kalkması için? Sabırlıyım, beklemeye alışığım cancağızım. Yeter ki uyan, gaflet tozunu at yüzünden… Duvara yeşil çizgi çektim görmedin cancağızım. Kaç […]