Allah, “Tek İlâh’tır”
Hz. Yusuf bir saray iftirası sonucu zindana atıldığında onunla birlikte iki genç daha zindana atılmış ve orada arkadaş olmuşlardı. Bu gençler zindanda gördükleri bir rüyayı Hz.Yusuf’a yorumlatmak istediklerinde Hz. Yusuf arkadaşlarının bu isteğine cevap vermeden önce onlara bazı nasihatlerde bulunmuş ve şöyle demişti: “Ey mahpus arkadaşlarım! Hangisi daha iyidir: birbirinden ayrı pek çok rab[bın varlığına […]
Siz mi Daha İyi Bilirsiniz, Allah mı?
Siz mi daha iyi bilirsiniz, Allah mı? Bir âyeti tefsir etmek veyâ yorumlamak bu eylemi gerçekleştirenlerin diledikleri gibi kişisel subjektif/indi yaklaşımlarına, nefsi arzu ve duygularına/temennilerine bırakılmamıştır. Yine bir âyeti, o âyetin “kendinden önceki ve sonraki âyetlerle ilişkisine” bakmadan veyâ içinde bulunduğu sûrenin konu ve amacını hesaba katmadan bağımsız bir şekilde ele alarak tefsir etmeye çalışmak […]
Lübb
Bu kelimenin Türkçe’de karşılığı yoktur. Yaklaşık olarak, gönül, öz veyâ gönül gözü diye mânâlandırabiliriz. Bu kelimeyi, bâzılarının yaptığı gibi, akıl diye çevirmek, bizce yanlıştır. Lübb, akıl ötesi bir gücü ifâde eder. Bâzı âyetler, sâdece lübb sâhiplerince anlaşılabilir, bâzıları da lübb sâhiplerine (ülû’l elbab) farklı sonuçlar sunar. “Şu bir gerçek ki, göklerin ve yerin yaratılışında, geceyle […]
Lânetli Kavim Yoktur, Lanetli Zihniyet Vardır
Bu kitap çalışmasına başladığım günlerde henüz Filistin/İsrail savaşı başlamamıştı. Sonra savaş başladığında ülkemizde olduğu gibi dünyâ genelinde de yaptığı insânlık dışı zulüm/soykırım/katliam yüzünden İsrail’e karşı yöneticilerden çok halk ölçeğinde belki de şimdiye kadar hiç görülmemiş bir karşı çıkış ve dik duruş gösterildi. Hatta Gazze’de yaşanan acı trajediyi gören dünya vatandaşlarından Müslüman olmayan binlerce kişi; Gazze’de her şeylerini kaybetseler […]
Sahâbe Gerçeği
Ezeli kader, seçilen her peygamberin görev yapacağı toprağı ve bu toprakta hayat süren insanları önceden belirlemiştir. Hatta bir irfânî yaklaşıma göre, daha o peygamber gönderilmeden o bölgedeki canlı/cansız tüm varlıklar onun hasretini çeker ve bir an önce hizmetinde olmak için sabırsızlıkla bekleşirlermiş. Bu nedenle mi’râc bir anlamda “nebîlerin varlığa arzı” anlamına gelirmiş. Son resûl olan […]
İnsan Denen Bilmece
Tarih boyunca “İnsan nedir?” sorusuna ilim, felsefe, sanat ve din açısından sayısız cevaplar verilmiştir. İlmin yaptığı tanımlar insanın nesnel/kadavra yönüyle ilgilidir. Yani ilim, yaşayan insandan çok laboratuvarda maddesiyle yer alan insanı kendine hedef almıştır. Sanat ise insanı duygudan ibaret gördüğü için tek yönlüdür ve bu nedenle realitedeki insanı anlamak ve tanıtmakta eksiktir. Felsefe, ilim ve sanata göre […]
Gerçekler Karşısında Büyüklenmemek
Kur’ân âyetlerini anlamaya çalışırken dikkat etmemiz gereken önemli bir konu; âyetlerin indiği dönemin konjektürel durumunu yâni âyetin indiği dönemin her türlü sosyolojik, ekonomik ve siyasal ortamını gözlemleyerek bir sonuç çıkarmaya çalışmaktır. Yoksa aradan geçen yaklaşık 1500 sene sonra âyeti bugünkü dünyânın koşullarına göre yorumlamaya kalkmak bizi her zaman sağlıklı sonuçlara ulaştırmaz. Elbette bu yaklaşım konuyu “tarihselcilik” çizgisine […]
Hz.İbrahim’in Dini/Milleti
Tevhidî inanç çizgisinden ayrılan insânların/toplumların kendi yanlış algılarını düzeltmek yerine; kendilerini kurtuluşta/hidâyette görmeleri, bununla da kalmayıp başkalarını da bu yanlış algıya/inanca/öğretiye davet etmeleri ve bu konuda gayret sarfetmeleri ne trajik ve anlaşılmaz bir tavırdır. Üstelik bu insânların karşısında Allah’ın insânlığa gönderdiği son nebîsinin bulunmasına rağmen, O’nu dinlemeyip ve O’na uymayıp kendi tercihlerinde ısrarcı/inatçı tutumları çok […]
Tek Temel İhtiyaç Vardır: O da “Tevhid”dir
Nietzsche “Aslında tek bir Hristiyan vardı, o da çarmıhta öldü” der. Nietzsche’nin bu sözü çarmıh hadisesinden sonra her şeyin değiştiği gerçeğini dile getirmekle birlikte, ilk kısmı, aynı anlamı çağrıştıracak biçimde tersine çevrilseydi şüphesiz tarihsel açıdan çok daha doğru olacaktı. Şöyle ki: “Hristiyan olduğu düşünülemeyecek tek kişi varsa, o da Hz. Îsâ’dır.” Çünkü Hz. Îsâ, daha […]
Cenneti Parsellemek/ Tekelleştirmek/ Partikülarizm
Hakikat ’in veya Mutlak Gerçekliğin kaynağı ve algısı insanlık tarihi boyunca yoğun ilgi gören bir konudur. Çünkü hakikat insânın anlam dünyası ve anlam arayışı için vazgeçilmez bir olgudur. Ancak insân, hakikati olduğu gibi değil de ancak sosyo-kültürel birikimlerine göre anlayabilir. Yâni bir anlamda insân, hakikati bütünüyle kavrayıp kuşatamaz olsa olsa sadece hakikat arayışında olabilir. Şu hâlde insânın hakikatle kurduğu ilişki, […]