Allah’ın Elleri Sonuna/Sonsuza Kadar Açıktır

“Güçlü olan mı haklıdır haklı olan mı güçlüdür?” sorusuna iman edenlerin vereceği karşılık, “haklı olanlar güçlüdür” cevabıdır. Elbette ki; burada haklılık “Hakk yana olanların” haklılığıdır. Ama ne var ki; çoğu zaman haklı olanı güçlü kılamadığımızdan, güçlü olan haksız olduğu halde, “hep ben haklıyım” demesine ses çıkaramamışızdır. Mekke döneminde başta Hz. Peygamber olmak üzere her türlü […]

Sevgili Kullar “Seçkinlik” İddia Etmez

Nasıl oluyor da Allah tarafından “bir hidayet ve aydınlık kaynağı” olarak indirilen ve kendilerini tevhide çağıran bir kitabı/Tevrat’ı, Yahudileşen İsrâiloğulları tahrif ederek Allah’ı, Hz. Mûsâ’yı ve ilâhî vahyi bir ırk/kavim asabiyeti ile sınırlayıp bunu bir üstünlük/kutsallık/seçkinlik iddiasına dönüştürebiliyorlar? Din evrenseldir ve hiçbir kavmin tekelinde değildir. Sadece kendilerini kurtulmuş/cennetlik sayan ve kendilerinin dışındaki kavimleri hizmet çizgisinde ötekileştiren […]

Âyetleri Az Pahaya Satanlar

İnsânların yaşamlarını en düzgün biçimde sürdürebilmeleri ancak, inanç, idealler ve yasaların tek bir kaynağa dayanması durumunda mümkün olabilir. Allah, insânların hareketlerine ve davranışlarına egemen olduğu gibi onların yüreklerine ve içlerinde sakladıkları her türlü sırra da egemendir. O, insânların davranışlarının ve tutumlarının karşılığını, dünya hayatında, gönderdiği dini hükümlere/kanunlara göre; âhiret hayatında ise yapacağı sorgulamaya göre en […]

Âyet Bükücüler

“Âyet Bükücüler” tanımlaması çalışmamızın başında da işâret ettiğimiz gibi ilâhî vahyi, aslî ezelî amaç ve hikmetinden saptırarak, onu lâfız ve mânâ yönünden tahrif edenler için kullanılan bir ifâdedir. Çok ilginçtir bu “tahrif” kelimesi Kur’ân’da dört yerde geçer ve bu yerlerin hepsinde tahrifin faili/öznesi Yahudilerdir. Buradan da anlaşılıyor ki; ilâhî âyetleri/kutsal metinleri tahrif edip bükme eyleminin ilk sırasında […]

Sırât-ı Müstakîm’den Ayrılmak

Zuhur ve tecellî yani “sürekli oluş”, Yaratıcı Kudret olan Allah’ın irâdesi ve isteği yönünde bir seyir izlemektedir. Bu seyrin genel tavrına Kur’ân “Sünnetullah” demektedir. İnsânın saf ve berrak yaratılışı, gerçek ve katıksız doğası anlamına gelen fıtrat da kemâline “sünnetullah” üzerinden yürümektedir. Kur’ân’ın fıtratı en güzel biçimde anlatan âyeti şöyledir: “Böylece sen, bâtıl olan her şeyden uzaklaşarak […]

Kur’ân hem Tasdik hem de Tashih Eder

Sözlüklerde “yönelmek, meyletmek, sapmak” mânasındaki “Harf” kökünden türeyen “tahrîf”; “iki şekilde yorumlanması mümkün olan bir sözü bir tarafa çekmek”  veyâ “kelimenin/sözün anlamını benzer anlamlarla değiştirmek”  demektir. İslâm literatüründe ise tahrif, sonraki dönemlerde Yahudi ve Hristiyanların kendi kutsal metinlerini kasıtlı şekilde değiştirmelerini veya yanlış yorumlamalarını ifâde etmek için kullanılmıştır. İslâm geleneğinde Tevrat ve İncil’in tahrifiyle ilgili tartışmalar, Yahudi ve Hristiyanlar hakkında […]

Tek Din Vardır: O da İslâm’dır

Geçtiğimiz yıllarda İstanbul’da yaptığım bir söyleşide/sohbette Hz. İÎsâ ve O’nun on üçüncü havârîsi olarak adlandırılan Mecdelli Meryem konusu üzerine basılmamış bir kitabımdan bazı bölümleri paylaşmıştım. Söyleşi sonrası bir dinleyicim yanıma geldi ve bana şunları söyledi: “Necmettin Bey! Sizi yıllardır dinlemeseydim, bugün bize Hristiyanlık propagandası yaptığınızı rahatlıkla söylerdim.” İşte o gün bir kez daha şunu anladım […]

Âyeti Tanımlamak

Vahyin son kitabının insânlık dünyâsına inen ilk kelimesi“oku” emriyle başlamakta ve bu okumanın “Rabbi’nin adıyla” veyâ “Rabbi’nin adına” olması gerektiği insândan istenmektedir. Çünkü Allah, insâna bilmediğini öğretmek için “kerem” sıfatıyla tüm varlığı onun önüne cömertçe sermiştir. Kur’ân’a göre, insânın önüne, okunmak üzere “üç temel kitap” konulmuştur. Bunlar; evren kitabı, vahiy kitabı/Kur’ân ve insânın bizzât oluşturduğu kendi kitabıdır. […]