Sonsuz Mutluluğa Erişmek

İman edenler için şüphesiz en büyük mutluluk, Allah’ın onlara vaadi olan cennete girmek ve daha da ötesi “Cemal”e kavuşmaktır. Başka bir ifadeyle cennet, Allah’ın cemalinin en mükemmel tecellisi, cehennem ise celalinin bir yansımasıdır. Bu nedenle “Rahmeti gazabını geçmiş” olan Allah’ın cenneti, cehennemine kıyasla çok daha sınırsız/geniştir. Kur’ân’da cennetten bahsedilirken “gökler ve yer kadar geniş bir cennete […]

Âlemin “Dişilik” İlkesiyle Yönetilmesi

İş yerimde ismini sorduğum bir kızdan “Şâhsanem” cevabını aldığımda çok şaşırmıştım. Aslında kendisi de isminden pek hoşnut değildi. Çünkü “sanem” kelimesi “put” anlamına gelmektedir. Ama sonradan “sanem” isminin bir başka anlamının daha olduğunu öğrendim. “Çok güzel kadın/dişi” demekti. Böylece “Şâhsanem” birleşik ismi, güzel kadınların şâhı veya güzelliğin zirvesindeki kadın mânâsına geliyordu. Fakat bu olaydan sonra […]

İçsel Bilinç/Farkındalık: Fıtrat

Kur’ân, insanı hem fiziksel hem de mânevî boyutlarıyla ele alırken, onun yaratılışsal özüne dâir derin kavramlar sunar. Bu kavramlardan biri de fıtrattır. Fıtrat, insanın Allah tarafından yaratılırken kendisine yerleştirilen ve doğuştan gelen özü olarak tanımlanır. Modern psikolojide giderek önem kazanan farkındalık kavramı ise bireyin kendi düşüncelerinin, duygularının ve çevresinin bilincinde olması, şu anda olanı yargısız bir şekilde fark edebilmesi […]

Hidâyetle Değil, Tebliğle Sorumluyuz

Tebliğ yani alınan vahyi insânlara ulaştırmak her peygamberin temel sorumluluklarından birisidir. Bunu yapmayan nebî peygamberlik görevini ihmâl etmiş olur. Kur’ân bu gerçeği şöyle vurgular: “Peygamber, (kendisine emânet edilen) mesajı tebliğ etmekten başka bir şeyle yükümlü değildir.” Peygamberin bu görevi, insânları tebliğ edilene uyma noktasına getirmek gibi bir zorunluluk taşımamaktadır. İşin o tarafı Allāh’a aittir. Peygamber tebliğ eder […]

Kutsalı Kesmek Zordur

Kur’ân’ın içerisinde Allah’ın bir “inek” kesmesini emrettiği tek yer Bakara 2/67. âyette yer almaktadır. Zaten Bakara Sûresi’nin adı da bu olaydan alınmadır. Bakara Sûresi, bilindiği gibi Kur’ân’ın en uzun sûresidir ve aynı zamanda içeriğindeki konuların çokluğu ve çeşitliliği düşünüldüğünde çok yönlü açılımlara/hükümlere kaynaklık yapmaktadır. Örneğin; bu sûrede başta îman esasları olmak üzere insânın yaratılışı, kıblenin değişmesi, namaz, oruç, hac, […]

Su da Susuzları Arar

Hz. İbrâhim önce “Sâre” ile evliydi. Fakat evliliklerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen çocuk sâhibi olamamışlardı. Yaşı epeyce ilerlemişti Hz. İbrâhim’in. Sonun da Sâre’nin de oluruyla câriyesi Hâcer ile evlendi. Bir süre sonra hâmile kalan Hacer, bir oğlan çocuk doğurdu ve adını da İsmâil koydular. Buraya kadar her şey güzeldi ama bu evliliği teşvik eden Sâre zamanla duygularına söz […]

Rabbinin Adını Yücelt

Yaratılışın delillerini ortaya koyan Vâkıa/57-73. âyetlere dikkatle baktığımızda, bu âyetlerdeki öznenin “ben” değil “biz” yani Arapçasıyla “nahnu” olduğunu büyük bir hikmetle görmekteyiz. Başka bir ifâde ile Allāh, gerçekleştirdiği tüm bu oluşu/ef’âli/fiilleri anlatırken “ben yaptım” yerine, çoğul olarak “Biz yaptık” kalıbını kullanmaktadır. Şüphesiz bu “biz” tercihinde çıkarabileceğimiz birçok özel anlamlar gizlidir. Bu anlamları çözmek için uzun ama […]

VÂKIA SÛRESİ ÜZERİNE BİR ŞİİR DENEMESİ

ALLAH’IN ADI İLE BAŞLAYALIM HER İŞE RAHMÂN VE RAHÎM O’DUR, ŞÂHİT OLUR GİDİŞE GERÇEKLEŞECEK OLAN, GERÇEKLEŞTİĞİ ZAMAN ONUN YALAN OLMAYIP AÇIĞA ÇIKTIĞI AN O GÜN, ALÇALTICIDIR VE HEM DE YÜKSELTİCİ YER ŞİDDETLE SARSILIR, DAĞLAR DA ÜRPERTİCİ SERPİLDİKÇE SERPİLİR, TOZ DUMANA DÖNÜŞÜR O GÜN TÜM İNSÂN NESLİ, ÜÇ SINIFA BÖLÜNÜR NE MUTLU KİMSELERDİR, DOĞRU YOLU BULANLAR NE MUTSUZ KİMSELERDİR, KÖTÜLÜĞE BATANLAR HAYIRDA ÖNCÜ […]

HADÎD SÛRESİ ÜZERİNE BİR ŞİİR DENEMESİ

ALLAH’IN ADI İLE BAŞLAYALIM HER İŞE RAHMÂN VE RAHÎM O’DUR, ŞÂHİT OLUR GİDİŞE GÖKLERDE, YERDE OLAN NE VARSA YARATILMIŞ ALLAH’I TESBİH EDER, SINIRSIZCA ADANMIŞ ÇÜNKÜ ALLAH YÜCEDİR, MUTLAK GÜÇ SÂHİBİDİR EZELDEKİ TAKDÎRİ, HÜKMÜYLE GEÇERLİDİR GÖKLERİN, YERİN MÜLKÜ, YALNIZ O’NA ÂİTTİR ÖLDÜREN VE YAŞATAN, KADÎR OLAN ŞÂHİTTİR EVVEL-ÂHİR OLANDIR, GÖRÜNEN GÖRÜNMEYEN HER ŞEYİ BİLENDİR O, İLMİYLE MÜHÜRLEYEN ALTI ÇAĞDA […]

Zikirsiz Dil Yalnızca Ölülerin Dilidir

Hz. Îsâ’nın, Luka İncili’nde geçen bir sözü vardır. Bu sözü öğrencilerinden biri, vefat eden babasını gömmek için izin istediğinde ona söylemiştir: “Sen ardım sıra gel ve bırak ölüler kendi ölülerini gömsünler.” Allāh’ın zikrinden uzak, “Hayy Nefesi”nden nasipsiz olan insânlar yürüyen ölüler gibidirler. Bu gerçek Hz. Peygamber tarafından da şöyle teyit edilir: “Allāh’ı zikreden ile zikretmeyenin farkı […]