MAKALELER
Beden Mülkünün Sultanı Sensin
Göklerin ve yerin mülkiyetinin/egemenliğinin yalnızca Allāh’ın olması, bu ikisi arasında insânın hizmetine verilen her varlığın birer emânet olduğu gerçeğini bize vurgulamaktadır. Bu noktadan bakıldığında Rûh’un taşıyıcısı olan beden de diğer varlıklar içerisinde insâna verilmiş en
Kutsalı Kesmek Zordur
Kur’ân’ın içerisinde Allah’ın bir “inek” kesmesini emrettiği tek yer Bakara 2/67. âyette yer almaktadır. Zaten Bakara Sûresi’nin adı da bu olaydan alınmadır. Bakara Sûresi, bilindiği gibi Kur’ân’ın en uzun
Su da Susuzları Arar
Hz. İbrâhim önce “Sâre” ile evliydi. Fakat evliliklerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen çocuk sâhibi olamamışlardı. Yaşı epeyce ilerlemişti Hz. İbrâhim’in. Sonun da Sâre’nin de oluruyla câriyesi Hâcer ile evlendi. Bir
Rabbinin Adını Yücelt
Yaratılışın delillerini ortaya koyan Vâkıa/57-73. âyetlere dikkatle baktığımızda, bu âyetlerdeki öznenin “ben” değil “biz” yani Arapçasıyla “nahnu” olduğunu büyük bir hikmetle görmekteyiz. Başka bir ifâde ile Allāh, gerçekleştirdiği
Zikirsiz Dil Yalnızca Ölülerin Dilidir
Hz. Îsâ’nın, Luka İncili’nde geçen bir sözü vardır. Bu sözü öğrencilerinden biri, vefat eden babasını gömmek için izin istediğinde ona söylemiştir: “Sen ardım sıra gel ve bırak ölüler
Kuşları Kesebilmek
İslâm düşünürleri bilginin üç merhalesini/derecesini/basamağını “İlme’l-yakîn, Ayne’l-yakîn ve Hakka’l-yakîn” olarak sıralarlar. Yakîn, kesin ve açık bilgiyi ifâde eden Arapça bir kelimedir. Yakîn’de şüpheye yer yoktur. O, bir
İdrak, Derûnuna Göçenlerin Kalıcı Bir Yeteneğidir
Ne zaman konu seyr-ü sülûk’tan açılsa üstadımız bize sürekli olarak şu sözü söylerdi: “Evlâdım! Bu yolun başı da idrâktir, ortası da idrâktir ve sonu da idrâktir.” Hattâ son
İnsan Vav Şeklinde Doğarmış*
Ne zaman Turgut Amca’nın Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabrini ziyaret etsem, gözüm hep şâhidesindeki stilize hat ile yazılmış “vav” harfine takılır. Hat konusunda estetik zevk dışında başka bir bilgim
Nefs-i Mutmainne
Nefsin dördüncü mertebesi “Nefs-i Mutmainne”dir. Mutmainne; “doygunluk, sessizlik, güven, emniyet ve huzura” ulaşan demektir. Bu mertebede nefs, tatmin olmuş ve şüphelerden arınıp rahatlamıştır. Nefsin bu sıfatı Kur’ân’da Fecr 89/27. âyette geçmektedir: “Ey
Don Kişot’u Anlamak
Vehim (ya da yeni deyimiyle kuruntu), en basit tarifiyle, var olmayanı varmış gibi tahayyül etme melekesidir. Bu meleke bir inancı ya da kendi hayâlinde kurduğu bir fikri,