MAKALELER
Beden Mülkünün Sultanı Sensin
Göklerin ve yerin mülkiyetinin/egemenliğinin yalnızca Allāh’ın olması, bu ikisi arasında insânın hizmetine verilen her varlığın birer emânet olduğu gerçeğini bize vurgulamaktadır. Bu noktadan bakıldığında Rûh’un taşıyıcısı olan beden de diğer varlıklar içerisinde insâna verilmiş en
Aşk Bazen; “Tercih Yapmaktır”
Yaşam, farkında olsak da olmasak da zaman zaman bizi bazı tercihler yapmakla karşı karşıya getirir. Bu tercihleri yaparken de genelde iki güçlü duygu önümüze çıkar. Bunlardan biri
Kör Nokta / Blind Spot
Kör nokta, sürüş esnâsında aracın yan ve dikiz aynalarından görülmeyen yerleri ifâde eden bir terimdir. Şerit değiştiren bir araç, bir noktada diğer aracın aynalarından görülemeyecek bir konumda
Kur’ân’ın Kapısı
Klasik bir yaklaşımla düşündüğümüzde, “Kur’ân’ın Kapısı”ndan ilk anlaşılan şey Fâtiha Sûresi’dir. Çünkü İlâhî Kelâm’a giriş önce onunla başlamaktadır. Aynı zamanda Hz. Peygamber bu sûreye “Ümmü’l-Kitâb” adını vermiştir. Bunun nedeni, Fâtiha Sûresi’nin
İplerimiz Kopmadan
İki yıl önce 2004 Danimarka yapımı, Anders Ronnow Klarlund yönetmenliğinde kuklalarla çekilmiş ve adı “İpler” olan uzun metrajlı “fantastik” bir film izlemiştim. İlk izlediğimde çok sıkıcı gelmişti bana; ama sonra
Kâbe’nin/Tevhîd’in Mimarı
Hz. İbrâhim, Kur’ân’da Allah’ın “Halîl/samimi dost” ifadesiyle nitelediği ve “ince rûhlu, yumuşak başlı, çok içli, merhametli, dönüp dönüp Rabbine yönelmek ve O’na yakın olmak isteyen biri” olarak tanımladığı peygamberlerden
Tevhîd-i Zâtı Anlamak / Lâ Mevcûde İllallah
Tevhîd Mertebeleri’nin üçüncüsü olan “Tevhîd-i Zât” yani Zât’ın birliği fenâ makāmlarının sonuncusudur. Bu makāma delil olarak Kur’ân-ı Kerîm’den şu âyetler verilir: “Küllü şey’in hâlikun illâ vechehû”: Allāh’ın Vech’inden başka
Kalb’in Fethi
Şaban ayının sonlarıydı. Oruç tutulacak Ramazan ayına az kalmıştı. Selmân, bu ay içerisinde önemli değişikliklerin olacağını sezinliyordu. Çünkü Hz. Peygamber’i çok düşünceli görüyordu. Sorduğunda da tatmin edici
Hazîneler Çıkarılmak İçindir
Eşyayı görmek ile “eşyanın ardını görmek” arasında önemli farklar vardır. Tıpkı Hz. Mûsâ ile Hızır’ın arasında vukû bulanlarda olduğu gibi! Biri duvarı görmüş, diğeri duvarın ardını; biri zâhiri görmüş, diğeri
Tecellîde Boşluk Yoktur
Rivâyet edilir ki bir gün Hz. Peygamber sahâbîlerle bir yere giderken yolda boş boş oturan bir adamın yanından geçmiş ve ona selâm vermemiştir. Dönüşte aynı adamı elinde